Kendini olumlama ne demek ?

Deniz

New member
**Kendini Olumlama: Bir Hikaye Üzerinden Derin Bir Keşif**

Herkese merhaba! Bugün, bazen duymaktan sıkıldığımız ama bir o kadar da önemli olan bir konuyu ele alacağım: **kendini olumlama**. Belki hepimiz buna farklı şekillerde yaklaşmışızdır ama belki de tam olarak ne olduğunu anlamadan ya da anlamadan kullanıyoruz. Kendini olumlama, sadece **pozitif düşünce** değil, daha derin bir **değer kabulü** ve **özsaygı** ile bağlantılı bir kavramdır. Gelin, bunu biraz daha derinlemesine keşfetmek için bir hikâye üzerinden bakalım. Umarım bu yazı, hepimizin kendimizi daha sağlıklı bir şekilde değerlendirmemize yardımcı olur.

### Hikayenin Başlangıcı: Bir Yolculuk Başlıyor

Bir zamanlar, bir kasabada, adı **Ahmet** olan bir adam yaşardı. Ahmet, işinde başarılı, ailesiyle mutlu, çevresindeki insanlar tarafından saygı duyulan biriydi. Ancak Ahmet’in içindeki bir boşluk hep vardı. Her gün aynaya baktığında, **kendini** görmekten hoşlanmıyordu. Çalışmalarına, başarılarına odaklanmışken, kendine olan sevgisini hep ikinci plana atmıştı. Çünkü ona göre, başarılı olmak, başkalarına faydalı olmak ve “görülmek” en önemli şeydi.

Bir gün, Ahmet, yıllardır dostu olan **Zeynep** ile konuşurken, Zeynep ona şöyle dedi: “Ahmet, hep başkalarına olumlu bir şeyler yapıyorsun, ama kendine hiç olumlu şeyler söylüyor musun?” Bu soru, Ahmet’i derinden etkiledi. **Kendini olumlama** hakkında hiç düşünmemişti. Kendini sevmenin, onurlandırmanın, başarılarını takdir etmenin, **başkalarını takdir etmek** kadar önemli olduğunu fark etti. Peki, **kendini olumlama** ne demekti?

### Ahmet ve Zeynep: Farklı Perspektifler

Ahmet, bu soruyu düşündü. Zeynep’in söyledikleri doğruydu. Zeynep, Ahmet’in çözüm odaklı yaklaşımından farklı olarak daha **empatik** bir bakış açısına sahipti. Ahmet, işlerini halletmek için her zaman mantıklı ve stratejik bir yaklaşım izliyordu, ama **kendini olumlama** konusunda bir strateji geliştirmemişti. Zeynep ise, Ahmet’e hislerini anladığını ve **duygusal değerini** unutmaması gerektiğini söyledi.

Erkeklerin ve kadınların olumlama anlayışları farklı olabilir. **Ahmet**, toplumsal normların ve başarı anlayışının etkisiyle **kendisini daha çok dışarıdan onaylanan bir kişi** olarak değerlendirmişti. Ancak Zeynep, **duygusal bir anlayış** ve **bağlantılar kurarak** kendini olumlamanın önemini vurguluyordu.

### Kendini Olumlama: Tarihsel Bir Perspektif

Kendini olumlama, **tarihsel olarak** insanlar arasında farklı şekillerde kabul görmüş bir kavram olmuştur. İlk zamanlarda, özellikle toplulukların **içsel değerlerden ziyade dışsal başarılar** üzerinden kendilerini tanımladığı zamanlar olmuştu. **Kadınlar**, genellikle **toplumsal normlar** ve **rollerin etkisiyle**, duygusal ve ilişkisel açıdan kendilerini olumlamakta daha güçlüdürler. Erkekler ise, tarihsel olarak, daha çok **bireysel başarılar** ve **stratejik hedeflere ulaşmak** için olumlama yapma eğilimindeydiler.

Ancak, **toplumsal değişim** ve **feminist hareketler** ile birlikte, kadınlar da daha çok kendilerini **bireysel** olarak takdir etmeyi öğrenmiş ve **empatik bir anlayış** geliştirmiştir. **Ahmet** ve **Zeynep** arasındaki fark, sadece **cinsiyet** farkından değil, aynı zamanda **toplumların değişen değer yargılarından** da kaynaklanıyordu.

### Kendini Olumlama ve Toplumsal Normlar

Toplumlar, bir kişinin kendisini nasıl gördüğünü ve değerlendirdiğini büyük ölçüde etkiler. **Toplumsal normlar**, özellikle **başarı** ve **değer** anlayışını biçimlendirir. Ahmet, toplumun kendisinden beklediği başarıyı gösterdikçe kendini **değerli** hissediyordu. Ancak bir şey eksikti. Ahmet, içsel dünyasında, **duygusal değerini** anlamıyor ve kendini sadece dışsal başarılarıyla tanımlıyordu.

**Zeynep**, Ahmet’e bir şey söyledi: “Kendini sevmen, başarılarının ne kadar büyük olduğuna bağlı değil. Başarılarının yanında, senin **değerin** daha derindir.” Kadınların çoğu, **toplumsal cinsiyet normlarının** etkisiyle, başkalarına **duygusal destek** verme konusunda daha yatkındırlar, fakat **kendilerini takdir etmekte** bazen zorluk yaşarlar. **Erkekler** ise toplumsal olarak genellikle **bağımsızlık** ve **bireysel başarıya** değer verilirken, bazen kendilerini **sosyal ilişkiler** üzerinden değerlendirme fırsatı bulmazlar.

### Ahmet'in Dönüşümü: Kendini Olumlamanın Önemi

Ahmet, Zeynep’in söylediklerini düşündü. Gerçekten de, başarıları ona dışarıdan takdir görmesini sağlıyordu, ama kendi içsel dünyasında kendini yeterince **önemsemiyordu**. Kendini olumlamayı öğrenmek, dışarıdan gelen onayların ötesine geçmekti. Ahmet, bir gün, **kendini olduğu gibi kabul etti** ve bir zamanlar yapmadığı gibi, **kendini takdir etmeye başladı**.

Artık başarılarıyla birlikte, **içsel değerine** de saygı gösteriyor, **kendine karşı şefkatli ve nazik** oluyordu. Bu değişim, ona sadece **kişisel anlamda** değil, aynı zamanda **başkalarıyla olan ilişkilerinde de** büyük bir iyileşme sağladı.

### Tartışma Soruları

1. **Toplumsal normlar**, insanların **kendini olumlama** biçimlerini nasıl şekillendiriyor? Kadınlar ve erkekler arasındaki farklar nelerdir?

2. Kendini olumlama sadece **bireysel bir eylem mi** yoksa toplumsal olarak mı şekillenir? Bu konuda kişisel deneyimleriniz nelerdir?

3. **Dışsal başarılar** mı, yoksa **içsel değerler** mi kendini olumlamada daha önemli? Hangisinin etkisi daha uzun süreli olabilir?

### Sonuç: Kendini Olumlama, Bir Yolculuktur

**Kendini olumlamak**, sadece **başarıları kutlamak** değil, aynı zamanda **bireyin kendi değerini anlaması** ve **kabul etmesidir**. Ahmet’in hikayesinde olduğu gibi, **toplumsal baskılar** ve **normlar**, bireylerin kendilerini nasıl gördüklerini şekillendiriyor. Fakat **kendini olumlama**, herkes için **kişisel bir yolculuk** olmalı ve bu yolculuk, hem içsel hem de dışsal dünyamıza değer katacaktır.

Peki, **kendinizi olumlamak** için ne yapıyorsunuz?
 
Üst